İstemediğiniz İnançları Değiştirin

No comments

İnançlar hayatımızda önemli bir etkiye sahiptir. İnançların insanları kısıtlamasına ya da güdülemesine örnek olarak bir milin 4 dakikanın altında koşulduğu 6 Mayıs 1954 yılı verilebilir. O ana kadar hiçbir insanın bu rekoru kırabileceğine inanılmıyordu. Roger Bannister rekoru kırdıktan hemen sonra bir Avustralya’ lı koşucu olan John Lundy rekoru 1 saniye ile iyileştirdi. Ondan sonraki 9 sene içerisinde yaklaşık 200 kişi bir zamanlar mümkün gözükmeyen rekoru kırdı. Bu örnekten de anlaşılacağı gibi inançlar zekamızı, sağlığımızı, ilişkilerimizi, yaratıcılığımızı ve hatta kişisel başarı ve mutluluğumuzu etkileyip şekillendirebilir.  İnançlarımızın çoğu ailemize, öğretmenlerimize, yetiştirilişimize bağlı olarak çocukluğumuzdan gelmektedir. NLP ile bu inançlar değiştirilip, yönlendirilebilir. 

İnsanların  inançlarını  kısıtlayan  3  temel  kavram   çaresizlik,   değersizlik  ve umutsuzluktur. Bu üçü, kişinin fiziksel ve akıl sağlığında önemli etkiler yapabilir.  

Umutsuzluk kişinin arzuladığı hedefe ulaşmasının mümkün olmadığı durumlarda ortaya çıkar. Kişi ne yaparsa yapsın hiç bir şeyin değişmeyeceğini düşünür. ‘İstediğim şey mümkün değil, benim kontrolüm dışında’ diye düşünür. 

Çaresizlik ise kişinin kendi yetersizliğinden ötürü, başkaları için mümkün olsa da kendisinin o hedefe ulaşamayacağına inandığı zaman ortaya çıkar. ‘Başkaları yapabilir ama ben yapamam. Yeterince iyi değilim’ şeklinde yorumlar yapar. 

Değersizlik ise kişinin arzuladığı hedefe ulaşmanın hem başkaları hem de kendi tarafından mümkün olmasına rağmen kendisinin bunu hak etmediğine, buna layık olmadığına inandığı durumlarda ortaya çıkar. ‘Ben mutlu ya da sağlıklı olmayı hak etmiyorum.’ ‘Bende kişi olarak yanlış bir şeyler var ve ben acı çekmeyi hak ediyorum’. 

NLP, bu tarz kısıtlamalar yapan inançları gelecek için umuda, yeterlik ve sorumluluk anlayışına, kendine değer ve sahiplik anlayışına değiştirme konusunda kişilere etkili bir şekilde yardımcı olmak için belirli teknikler sunmaktadır. 

İnanç Değişikliğini Nasıl Yapabilirsiniz?

İlk önce, değiştirmek istedi iniz bir inanç tespit edin. Muhtemelen bu inanç istemediğiniz şekilde davranmanıza neden olacaktır. Bir şeyi yapabilmek ya da yapamamak veya başka bir kişi, bir grup ya da bir sınıf insan hakkındaki bir inanç gibidir. 

Onun yerine neye inanmak istediğinize karar verin. Zihninizde boşluk olmaması için bıraktığınız bir inancın yerine daima yenisini yükleyin – yeni donanımın çalıştığından emin olana kadar eskisini bir kenara atmamanız gibi. Yeni inancınız eskisiyle basit bir şekilde yer değiştirebilir ama onu tertip etmek için dizayn etme olanağınız mevcuttur. Böylece istediğiniz gibi onun değerini artırabilir ya da belki gelecekte belli durumlarda kullanmak üzere belirginleştirebilirsiniz. Örneğin; “topluluk karşısında konuşma işinde iyi değilim” ifadesi yerine “ rahatlığı sağlamak için bir grup edinebilir ve mesajımı eğlenceli bir yaklaşımla verebilirim” ya da “büyük bir seyirci topluluğu karşısında zoru başarabileceğimi gösterebilirim ve iyi bir izlenim bırakacağımdan eminim.” İfadelerini tercih edebilirsiniz. Zihninize iyice yerleştirmek için yeni inancınızı yüksek sesle söyleye bilirsiniz. 

Herhangi bir değişikliğin ailenize, arkadaşlarınıza ve meslektaşlarınızla çatışmayacağından emin olun. 

Kendinizi yeni inancınızı uygulayabileceğiniz gelecek bir durum içinde canlandırın. Durumun beraberinde getirdiği duyguları yaşam ve daha gerçekçi bir hale sokmak için onayları kendi gözünüz ile görün. 

Yeni inancınızı kanıtlayacak başka durumlar düşünün. Yeni inancınızı ne kadar içsel bir şekilde yaşarsanız davranışlarınızın gerçek kimliğinizi yansıttığına o kadar çok inanırsınız. Yetkinleştiren kişisel inanç seviyesine ulaşmış olacaksınız. 

Kendinizin gelecek beş yıl içindeki halinizi görün. Geriye bakın ve yeni inançlarınız hayatınızı nasıl değiştirdiğini düşünün. Şu an nasıl hissediyorsunuz? Siz ve hayatınız nasıl değişti? 10, 20, hatta 30 yıl ileriye gidin ve aynı şeyi tekrar edin. 

adminİstemediğiniz İnançları Değiştirin
Daha Fazlası

Koçluk Mesleğine İlişkin Hukuki Düzenlemeler

No comments
  1. 5544 sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun kapsamında; Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından  06.12.2018 tarih ve 30617 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren; 13UMS0318-6 Referans Koduna sahip “ULUSAL MESLEK STANDARDI” kapsamında mesleki standartlar yayımlanmıştır.  
  1. Ayrıca bu kapsamda Mesleki Yeterlillik Kurumu tarafından 22 Temmuz 2015 tarihinde “Mesleki Yeterlilik, Sınav ve Belgelendirme Yönetmeliği” hükümleri kapsamında 15UY0215-6 referans kodu ile “ULUSAL YETERLİLİK” sınav esasları ve kriterleri yayımlanmıştır.  
  1. Koçluğu meslek olarak yapmak isteyenler; 
  • Üniversitelerin Psikoloji ve/veya rehberlik ve danışmanlık bölümlerinden mezun kişiler, 
  • Üniversitelerin Psikoloji ve/veya rehberlik ve danışmanlık bölümlerinden mezun kişiler, 
  • Üniversitelerin Psikoloji ve/veya rehberlik ve danışmanlık bölümlerinden mezun kişiler, 
  1. Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından söz konusu sınavın yapılması iki Türkiye’de iki kuruluş yetkilendirilmiştir. Bunlar Sakarya Üniversitesi ile Ankara’da Anka Koçluk Eğitim Merkezi’dir. Fakat Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından henüz MYB alınması zorunlu mesleklerden sayılmadığından bu alanda çalışmak için söz konuşu belgenin alınmasına ilişkin bir zorunluluk bulunmamaktadır. 
adminKoçluk Mesleğine İlişkin Hukuki Düzenlemeler
Daha Fazlası

Birlikten Kuvvet Doğar

No comments

Ülkemizde, son birkaç yıldan beri insanlar çeşitli gerekçelerle ayrışmaya ve birbirine tahammül edememeye başladı.

Siyaset; kendisini destekleyenlerin düşünme ve sorgulama yetisini onların ellerinden almaktadır.

Bunun için manupilasyon teknikleri kullanılmaktadır. Şöyle ki;

Sosyal deneylerde olduğu gibi bir kısım insan topluluğuna: Herkes alkışlıyorsa, bende alkışlamalıyım, herkes kızıyorsa bende kızmalıyım, herkes ne yapıyorsa bende yapmalıyım ki hem içinde bulunduğum topluma aykırı düşmeyeyim hem de herhalde doğrusu buymuş, benim aklım zaten yetmez dedirtilmekte.

Bu manuplasyon tekniği uygulanırken aynı zamanda “Aykırı fikir beyan eden vatan hainidir” algısı ile bir kesimin düşünme yetisi ellerinden alınarak, Stockholm Sendrom’u ile kendilerine âşık ettiriliyor maalesef.

Oysa ki o topluluk içinde alkışı bir kişinin başlattığı, o topluluk içinde bağırarak küfür etmeyi bir kişinin başlattığı yani toplumsal hareketliliği aslında bir kişinin başlattığı ve çevresindeki güruhunda ona itaat ettiği gerçeğinin farkında bile değillerdir.

İtaat et rahat et cümlesi ile düşünme devre dışı bırakılmıştır.

Öte yandan din ile akıl bilinçli bir şekilde ayrı yollara sürüklenmektedirler. Bilinç devre dışı bırakılarak; Hz.İbrahim’in evreni sorgulayarak akıl yolu ile Yaratıcı’yı bulduğu ve Kurʼân­ı Kerîmʼin 137 yerinde Yüce Allah’ın “Hiç akıl erdirmez misiniz?” gibi sorular ile insanlığı düşünmeye davet ettiği gerçeği perdelenmektedir.

Bununla birlikte inançlı kesim kendisi ile aynı inanç ekseninde olmayanlara, dinsiz yaftası vurmaya çalışırken toplumu ötekileştirme ve ayrıştırma akımına su taşımaya devam etmektedir.

Adalet ve vicdan kavramları adeta hurda makinasında preslenerek çöp konveyöründe talimatla yürütülmeye zorlanmaktadır.

Toplumsal ve bireysel hak arayışı içinde olanlar görmezlikten gelinmekte, insanlığın bugüne kadar türlü mücadeleler ile getirdiği adalet kavramı yok sayılmakta, insani değerler yerle yeksan edilmektedir.

Sivil toplum kuruluşları arasında kendinden olanlar için mensupluk kavramı çok şey ifade ederken, çok seslilik sanki arkaik bir kavram muamelesi görmektedir.

Sosyal bir insan olarak sağlıklı yaşamanın temel kavramlarından biri olan aidiyet duygusunu meslek kuruluşları ve dahası dini ve/veya dini olmayan sivil toplum kuruluşları aracılığı ile doyurmaya çalışanları bile kendisinden olmadıkları için öteki muamelesine tabi olmaktadır.

Oysa ki bir ülkede ne kadar farklı düşünce-fikir var ve bunlar konuşulabiliyor ise o yerde insanlığın sağlıklı ilerlediği gerçeği göz ardı edilmektedir.

Bununla birlikte milliyetçilik ve vatanperverlik kavramlarının içleri boşaltılarak, kendilerini en çok alkışlayanların en büyük vatanperver ve milliyetçi olduğu söylemleri sloganlaştırıldı. Dün ağıza alınmayacak galiz hakaretlerle siyaset yapanlar bugün birbirlerine el ense çekerken, arkalarından sürükledikleri topluluğa demek ki iki yüzlü olmakta sıkıntı yok mesajı vermekten çekinmediler.

Farklı siyasal görüşe sahip vatandaşlarımızın da ülkesini sevdiği ve onun için her türlü fedakarlığı yapabileceği gerçeğinin görmezlikten gelinmesi bir tarafa onları vatan hainliği ile bir tutma gafletini gösteren bir akım bütün değerlerimizi ayaklar altında ezerek hepimizi dolu dizgin ayrıştırmaktadır.

Bu akım maalesef Türk Milliyetçisiyim diyen bir kesimi, hakimiyeti altında yaşadığı Türkiye Cumhuriyeti’nin yani 17 nci Türk Devleti’nin kurucusuna şuursuzca hakaret ettirmektedir. Bu ne yaman çelişki anne…

İnanç meselesinden, kadın cinayetlerine, taciz ve tecavüzden, vergiden kaçınmaya gibi kendinden olmayanların ayırıma tutulduğu örnekleri çoğaltabiliriz ama mesele üzüm yemekse teferruatta boğulmaya gerek yok.

Sonuç olarak ayrışıyoruz bu da yetmezmiş gibi ayrıştırdıklarımıza tahammül edemez hale geliyoruz.

Bu durum ülkemizi daha derin ve çözümü imkânsız problemlerle karşı karşıya bırakacaktır.

Gelin canlar bir olalım.

Siyaseti her kesimi kucaklayarak yapalım,

Başkasının inancını sorgularken “Kalbini Yarıp Baktın mı?” sorusunu aklımızdan çıkarmadan hoşgörü ile aklı hakim kılalım,

Kendimiz gibi inanmayanı düşman ilan etmeyip, Yaradan’dan ötürü yaratılanı hoş görelim,

Adaleti birilerine değil herkese verelim,

Milliyetçilik ve vatanperverlikte görevini en iyi yapanın, vatanını en çok sevdiği gerçeğini haykıralım,

Güzel ülkemin saygıdeğer insanları; binlerce yıldan beri birikimimiz ve zenginliğimiz olan ve dört bir yanına yaydığımız hoşgörümüzü; bilimsel, kültürel, ahlakî, dini ve vicdani birikimimiz ile yeniden birleştirelim.

Gelin Canlar Bir Olalım… 

Murat Bastem

29 Temmuz 2020

Ankara

adminBirlikten Kuvvet Doğar
Daha Fazlası

Kişilik Tipleri

No comments

Dünya ne kadar değişirse değişsin gerçek olan bir şey var o da insanoğlunun duygusal anlamda değişmediğidir.

Yani aşk, kıskançlık, özgüven, cesaret, soğukkanlılık, heyecan, sevgi, barış, saldırganlık gibi sayabileceğim bir çok özellik insanoğlunda ilk yaratıldığı gün olduğu gibi varlığını hep aynı olarak koruyacaktır.

Bu duygular ölmedikçe kişilik tipleri de ölmeyecektir. Birisi çok cesaretli olup ta çok ta çıtkırıldım olamayacağına göre kişiliklerde bu mecrada aynı kalıplarda gezecektir.

Bu kapsamda kişilik uzmanlar tarafından tipleri Popüler Optimistler, Melankolikler, Güçlü Klorikler, Barışçıl Soğukkanlılar şeklinde dört ana gruba ayrılmıştır. Sırasıyla bu kişilik tiplerinin genel özelliklerini aşağıda anlatıyorum.

Popüler Optimistlerin Karakter Özellikleri 

Dışa Dönük-Konuşkan-İyimser 

Cana yakın kişilik tipidir. Konuşkan, öykücü, iyi espri yeteneği, neşe kaynağı, renkleri iyi hatırlama, dinleyicileri elinde tutabilme yeteneği, hisli ve duygularını gösteren, şevkli ve canlı, neşeli ve coşkulu, meraklı, iyi rol yapabilme yeteneği, açıkgöz ve masum, bugünü yaşama, değişken ruh hali, içtenlik, çocuk ruhluluk vardır içinde.

Evde eğlenceli ortamlar yaratırlar, çocuklarının arkadaşları tarafından sevilir, kötü olayları eğlenceli taraflarıyla görürler, eğlence konusunda liderdirler, 

İşler için gönüllüdürler, yeni şeyler düşünüp üretebilme yeteneği vardır, her zaman iyi görünüm, yaratıcılık ve renkli fikirler, enerjik ve istekli olmak, başladığı işe dört elle sarılmak, diğerlerinin katılımını, sağlamak, diğerlerini işe güdülemek gibi meziyetleri vardır.

Kolayca iletişim kurabilir, insanları severler, övüldüğünde güdülenirler, heyecan vericidir, diğerleri tarafından gıptayla karşılanırlar, kin beslemezler, çabuk özür diler, sıkıcı anları engelleyebilir spontane etkinlikleri severler.

Melankoliklerin Karakter Özellikleri 

Melankolikler kendi dünyalarında yaşarlar. İçe dönük-düşünceli-karamsardırlar.

Derin ve düşünceli, analitik ,çözümsel, ciddi ve amaçlı, dahi özellikli, yetenekli ve yaratıcı, artistik ve ahenkli, filozofik ve şiirsel, güzelliğin değerini bilen, başkalarına karşı duyarlı, dürüst ve vicdan sahibi, fedakar, idealist duyguları vardır.

Yüksek standartları vardır, her şeyin doğru olarak yapılmasını isterler, evleri her zaman düzenlidir diğerlerinin isteklerini kendininkilerden üstün tutarlar.

Programlı, yüksek standartlı ve mükemmeliyetçi, detaycı, düzenli ve organize olmuş, temiz ve derli toplu, ekonomik, sorunları gören, yaratıcı çözümler bulan, başladığı işi bitiren, listeleri, grafikleri, figürleri ve planları seven tiplerdir.

Arkadaşlarını itina ile seçer, arka planda kalmayı yeğler, dikkat çekmeyi sevmez, güvenilir ve bağlıdır, şikayetleri dinler, diğerlerinin sorunlarına çözümler bulur, diğer insanlarla gerçekten ilgilenir, şefkatle göz yaşlarına boğulur, ideal eşi ararlar.

Güçlü Kloriklerin Karakter Özellikleri 

Dışa dönük-yapıcı-iyimser 

Lider doğar, dinamik ve aktiftir, değişime zorunlu olarak ihtiyacı vardır, yanlışları düzeltmek zorunda hissederler, kararlıdır ve güçlü istekleri vardır, duygusuzdur, kolaylıkla hayal kırıklığına uğramaz, bağımsızdır ve kendine yeter, kendisine güveni her halinden bellidir, elinden her iş gelir .

Doğru ve haklı liderlik gösterir, hedeflerini saptar, aileyi harekete teşvik eder, doğru cevabı verir, çevresindekileri organize ederler.

Hedefleri koyarak çalışır, tüm olan biteni görebilir, iyi organize olurlar, pratik çözümler üretebilir, uygulamaya çabuk geçer, işi delegeye eder, üretim konusunda ısrar eder, kendine hedefler belirler, harekete geçirir, zorluklar karşısında başarılı olurlar.

Arkadaşa az ilgi duyarlar, grup içinde olmaya daha yatkındır, insanları organize ve idare etmeyi sever, genellikle haklıdır, acil durumlarda soğukkanlılıklarını kaybetmezler.

Barışçıl Soğukkanlıların, Karakter Özellikleri 

İçedönük-Olaylara Seyirci-Karamsar 

Baskın olmayan kişilik, rahat ve yumuşak başlılık, durgun soğukkanlı ve bilinçli, sabır ve dengeli davranışlar, tutarlı hayat, sessiz ama esprili karakter, sempatik ve kibar davranışlar, duygularını belli etmeme özelliği, hayatla barışık yaşamak, her durumun insanı olmak gibi meziyetleri vardır.

İyi bir anne baba olurlar, çocuklarına zaman ayırır, aceleleri yoktur, kolaylıkla üzülmez, iyi ve kötüyü sineye çekmesini bilir,  

Düzenlilik ve yetenekli, barışçıl ve hem fikir, yönetici yeteneği, sorunları enine boyuna düşünme özelliği, anlaşmazlıkları önleyebilme yeteneği, zor şartlar altında çalışabilme, kolay yollar bulabilme gibi özellikleri de vardır.

İnsanlarla kolay iletişim kurarlar, eğlenceli ve içinde bulunduğu durumdan hoşnuttur, kimseye zararı dokunmaz, iyi bir dinleyicidir, ince bir mizah anlayışı vardır, insanları incelemekten hoşlanırlar, çok arkadaşı vardır, ilgili ve merhametli olurlar. 

adminKişilik Tipleri
Daha Fazlası

Geleceğini Yaratma Planı

No comments

Paulo Cohelho der ki “Biz bir şeyi arıyorsak, o şey de bizi arıyor demektir”

Yani siz başarıyı arıyorsanız o da sizi arıyordur.

Geçmişi arkanızda bırakarak ve hiçbir mazeretin arkasına sığınmadan, tamamen yenilenmiş olarak yolunuza devam etmek istiyorsanız anlatacağım beş tekniği yaşam felsefeniz haline getirin.

Uygulamanız halinde çevrenizde insanların size karşı duyarlılığının arttığını ve size farklı davranmaya başladıklarını göreceksiniz. Farkı mutlaka fark edeceksiniz.

Birinci teknik; Hayallerinizi Konuşmayın-Yazın

Birisine yapmak istediğiniz ile ilgili bir şey söylüyorsanız; ya kösteklenirsiniz ya dalga konusu olursunuz ya da küçümsenirsiniz.

  • Herkes akıl vermeye çalışır. Yok öyle olmaz, yok böyle olmaz diye vaz geçirmeye çalışırlar. Buna kösteklenmek diyorum. Kimsenin sizi kösteklemesine izin vermeyin.
  • Dalga geçmek için sizi gündem yaparlar ve dalga konusu olursunuz kimseye malzeme vermeyin.
  • Ben de yapardım ne olacak sanki ne var bunda gibi sözlerle kimsenin sizi küçümsemesine müsaade etmeyin.

Bu nedenle gerçekleştirmek istediğiniz hayallerinizi ve hedeflerinizi yakınlarınızla asla paylaşmayın. Bir günlük tutun ve yazın. Çünkü hem içiniz boşaltmış olursunuz hem de en önemlisi kendi kendinizle sözleşme yapmış olursunuz. Böylece hayallerinize sadık kalırsınız.

Bu kapsamda sadece ilgili olana bilgi verin. Bunu yapmadan önce hayallerinizi detaylı olarak inceleyip, eksisini artısını hesaplayıp, güçlü ve zayıf yönlerinizi değerlendirerek konuyu detaylı olarak kendi dünyanızda projelendirin. Ardından eşinizle veya sadece size kaynak sağlayacağına inandığınız kişilere anlatın ki onlar da hayallerinizin boş hayal olmadığını bilsinler, size inansınlar ve gerektiğinde kaynak sağlamaktan çekinmesinler.

Bunun dışında kimseye anlatmayın. Bir günlük tutun ve ilerlemenizi adım adım günlüğüne yazarak geleceğinizi şekillendirecek projenizin aşamalarını kontrol edin. Böylelikle hayallerinizi gerçek bir zemine oturtmuş ve uygulamaya geçmiş olursunuz.

İkinci Teknik: Planlı Yaşayın

Planlı yaşayın. Başlangıçta hiç planınız yoksa bile çevrenize planınız olduğunu söyleyin ve ona göre çevrenizdekileri yönlendirin. Plan hayatınızın içinde olsun. Sizinle şey bir yapmak istediklerinde mutlaka önceden haber verilmesi gerektiği konusunda çevrenizde farkındalığınızı yükseltin. Değer görürsünüz.

Üçüncü Teknik: Güçlü Network Kurun ve Yönetin

Hiç beklenmedik bir yerde beklemediğiniz bir tanıdığınız karşınıza çıkar ve ondan yardım istemek zorunda kalabilirsiniz. Veya bir ülke ile ilgili, bir meslek dalında veya bir kurum ile bir işiniz olur ve bağlantıya geçmek için birilerine ihtiyaç duyarsınız. İşte bu ilişkiler ağına kısaca insan networkü veya sosyal sermaye diyoruz. Milyonlar ödeseniz bile kesinlikle elde edemeyeceğiniz bir işi bir telefonla halledebilme gücü buradan geliyor. Biriktirdiğiniz dostluklar, arkadaşlıklar ve tanıdıklarınız sizin insan networkünüzdür. Paradan daha güçlü ve değerlidir.

Bununla birlikte ilişkilerinizde asla küsmeyin ve dargınlık göstermeyin. Mesafe koyabilirsiniz ama ilişkinizi kesmeyin. Unutmayın sert kapattığınız kapıyı tekrar çalmak zorunda kalırsanız sesinizi duyurmak için yüzünüz olsun.

Ayrıca “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” diye güzel bir söz vardır. Bu söz kaliteli insanlar ile oturup kalkmaya özen göstermeniz gerektiğini anlatır. Asla insanları küçümsemeyin ama oturup kalktığınız insanlar kaliteli olsunlar. Onlar hem size kendinizi iyi hissettirirler hem de sizin nerde durduğun ile ilgili bir göstergedir.

Umutsuz, sürekli şikayet eden, karamsar insanlardan kesinlikle uzak durun. Sizi de dibe çekerler. Unutmayın “Üzüm üzüme baka baka kararır” der atalarımız.

Neticede; değer verin, küsmeyin, yeni ve kaliteli insanlarla tanışın, devam ettirin.

Dördüncü Teknik: Kontrol Edin.

İşlerinizi ve işinizi yapan insanları bizzat, başkaları aracılığı veya elektronik güvenlik kontrol sistemleri aracılığı ile mutlaka kontrol edin. Güvenseniz bile bunu yapın. Güven kontrole engel değildir. Unutmayın varlığınızın hissedilmediği hiç bir işe sahip değilsinizdir.

Kontrol etmiyorsanız dedikodularla veya yalan yanlış bilgilerle işinizi yönetmeye çalışıyorsunuz demektir. Bu da bulunduğunuz yerde uzun soluklu kalmayacağınız anlamına gelmektedir.

Size gelen bilgiyi teyit etmeden, kontrol etmeden reaksiyon göstermeyin. Şu soruyu kendinize sorun. Bu bilgiyi bana kim, ne zaman ve ne maksatla getirdi? Bilgiyi size getirenin nasıl bir menfaati olabilir? Mutlaka bu soruların cevabını zihninizde arayın ve olayı tahlil edin.

Ardından bilginin doğruluğunu teyit edin. Veri iki yöntem ile teyit edilebilir. Birincisi çapraz kontrol yani sorun ile ilgili başka yerlerden bilgi alarak, ikincisi bizzat yerinde veya ilgilileri ile konuşarak yapılır. Ama her iki durumda da kontrol ederken size bilgiyi getirenin sizin bu bilgiyi kontrol ettiğinizin farkına varmaması önemlidir. Yani haber kaynağınızın gerçek niyetini tam olarak anlamanız için sizin kontrol yaptığınızdan haberi olmaması gerekiyor. Böyle davranarak hem kaynağınızı hem de sizinle işbirliği yapanları kontrol etmiş olursunuz.

Kısacası hem işinizi hem çevrenizi basit tekniklerle kontrolünüz altında tutmuş olursunuz. Bu merkeziyetçilik anlamına gelmez. Aksine insanlara yetkilerinizi de devredebilirsiniz. Bununla birlikte yukarıdaki teknikleri uygulayarak gücü elinizde tutarsınız.

Beşinci Teknik: Hemen Atlamayın

Bir ortama girmişsiniz yeni bir ortam ve yeni kişiler ve arkadaşlıklar edinme aşamasındasınız. Bir fikir üzerinde konuşuluyor ve sizin de görüşünüz var. Kendinizi göstermek için hemen olayın üzerine atlamayın. Zaten görüşünüz ortalama bir görüş ise herkeste de aynı fikir vardır ve mutlaka birileri tarafından da gündeme getirilecektir. Sabredin herkes eteklerindekini döksün. Reaksiyonları ve yaklaşımları inceleyin, gözlemleyin. Bir konu üzerinde tartışma ortamı gruptaki insanları tanımak için iyi bir fırsattır. Sonuna kadar bekleyin ve sabredin. Söylenenlerin dışında bir şey söyleyecekseniz vurucu bir şekilde ifade edin, sorun veya söyleyin. Bu teknikle herkesin aklında kalırsınız. En son fikir herkes tarafından mutlaka hatırlanır.

Öte yandan yeteneklerinizi ve elinizdeki imkânları kendinizi göstermek için insanlara hemen sunmayın. Bu bir zayıflıktır. Onların çaba harcayarak elde ettikleri şey daha değerlidir. Eğer siz onlara çaba harcamadan bu imkânı sunuyorsanız; sizi, zayıf kullanılmaya müsait bir kişi olarak görürler. Hatta size sürekli gaz vererek sizi kullanma ihtimalleri bile vardır. Size asla değer vermezler. Bu nedenle ihtiyaçları olduğunda yardım edebileceğinizi göster. Hem de bu durumda onları borçlandırmış olursunuz.

Kısacası hemen atlamayın. Sabredin, gözlemleyin, inceleyin. Vakti geldiğinde bulunduğun ortamın ihtiyacı kadar olanı gösterin hepsini göstermeyin.

adminGeleceğini Yaratma Planı
Daha Fazlası

Koçluk Nasıl Yapılır

No comments

Büyüme ve gelişme potansiyelinin farkında olan ve farklı nedenlerden dolayı mevcut durumunun değişmesini isteyen ve profesyonel destek almak isteyen insanlar, koçluk hizmeti almak için arayışa girerler.

Bu kapsamda koç; kendisine başvuran danışanlarının, sorunlarını çözebilecek yeterli kaynaklara sahip olduklarına inanarak onlarla iletişim kurmalıdır. Koç kendi varlığını sadece koçluk yaparak sunarken, diğer tüm özelliklerini bir kenara bırakmalı ve tamamen danışanına odaklanmalıdır. Böylece koç ile danışan arasında; danışanın potansiyelini en üst seviyeye çıkarabilmesini amaçlayan pozitif yönde bir etkileşim oluşur. Koç, uygun ortamda, danışanına kendini uyumlayarak, varlığını aktif bir şekilde ortaya koyarak, tarafsız, güven ve gizlilik esaslı, araştırıcı özellikleri ile bu etkileşimi sağlamaktan sorumludur.

 1.Koçlukta Uygun Ortam

 1.1.Uygun Yer

İletişim sırasında bulunulan yer ve şartlar, iletişimi büyük ölçüde etkiler. Danışana, rahat konuşabileceği duygusunu uyandıran bir atmosfer yaratın. Kendini baskı altında hissetmesine sebep olmayın. Danışanınızdan en az yarım saat önce görüşme yapılacak mekana giderek ortam düzenlemesini yapın.

Örneğin; danışan, çevremde yanlış algılanırım endişesi taşıyor ise bu endişesini kaygıya dönüştürecek mekan seçimi danışana kötü bir sürpriz olur ve kendisini iletişime kapatır. Danışan ile onun kendisini rahat hissedebileceği bir ortamda görüşme yapılması zorunludur.

Öte yandan bulunduğunuz ortamda elinizdeki kalemle oynamak, kağıtları karıştırmak gibi dikkat dağıtıcı davranışlardan kaçının. Dışarıdan gelen sesi önlemek için varsa kapıyı kapatın veya gürültü çıkartan bir makine varsa uzaklaşın.

 1.2.Uygun Zaman

Zamanlama, seçilen ortam kadar önemli bir faktördür. Yapılacak görüşmeden sonra bir yere yetişme kaygısı taşıyan danışan, görüşme süresince bu kaygının baskısı altında olacak ve bu baskı nedeniyle dikkatini toplamakta zorluk çekecektir. Bu nedenle buluşma zamanının tespitinde bu konunun danışana hatırlatılmasında yarar vardır.

Sosyal alanlarda yapılacak seansların, iş ve insan yoğunluğun az olduğu saatlerde; örneğin sabah 9:30 ile 11:30 arası, öğlenden sonra 14:00 ile 16:00 saatleri arasındaki zaman dilimi içinde gerçekleştirilmesi uygun olacaktır.

 1.3.Uygun Mesafe

Kişiler arasında bulunan mesafe, insanların birbirlerine verdikleri önem ve diğer kişiye göre kendilerini konumlandırdıkları yer konusunda bilgi veren en temel belirleyicidir. Mesafe, öneminin farkında olanlar tarafından kontrol edilebilen bir iletişim ögesidir. Mesafe, bütün ilişkilerde duygusal belirleyici rolündedir.

Bu nedenle danışan ile aradaki mesafe ne çok yakın ve de çok uzak olmamalıdır. Çok yakın olmamalıdır. Çünkü yakınlık samimiyet göstergesidir. Danışanınıza yakın oturarak onun rahatsızlık duymasına neden olmayın. Çok uzak durarak ondan gelen verileri algılamakta geç kalmayın. Danışanı tekrarlamak zorunda bırakmayın.

 2.Koçlukta Empatik Uyumlanma (1)

Uygun yer ve ortamda, uygun zamanda ve uygun mesafede; danışanımızın beden diline (duruş, oturuş, jest ve mimikleri), ses tonuna kendimizi uyumlama sürecidir. Danışanımıza değer verdiğimizi ve onu anladığımızı göstermiş oluruz. Bunun sonucunda danışanımız bizimle iletişim kurma noktasında daha istekli olur ve bize daha açık davranır.

 2.1.Beden Diline Uyum

Zihin yasalarından biriside “Bedensellik” yasasıdır. Bu yasaya göre insanın içinde ne varsa dışarıya da o yansır. Bu anlamda beden dilimiz biz sustuğumuzda da konuşmaya devam eder. İletişim kurarken hem kulaklarımızla, hem de gözlerimizle karşı tarafı dinlemeliyiz.

İnsan, çoğunlukla farkında olmaksızın, beden dilini son derece etkili olarak kullanır; ancak bedenini, kelimeleri kontrol ettiği gibi kontrol edemez. Bedenimiz, olaylara ve durumlara kaşı daha fazla “kendiliğinden” tepki verir. Gerçek duygu ve düşüncelerimizi kelimelerin arkasına gizlemek mümkün olabilir ancak beden dilimizi gizlemek mümkün değildir. Duygu ve düşüncelerin anlaşılmasında kelimeler değil, beden esastır.

Bu nedenle empatik uyumlama sürecinde danışanın; beden duruşunu, mimiklerini, bakışını, oturma biçimini, bacaklarını ve ayaklarını kullanım biçimini kopyalayarak iletişime başlamamız gerekmektedir. Bu tarz yaklaşım, danışan ile aynı düşündüğümüz, eşit seviyede olduğumuz ve sen-ben ilişkisine hazır olduğumuzu gösterir. Güven duygusunu pekiştirir.

 2.2.Ses Tonuna Uyum

Ses tonu, iletişimin çok önemli bir parçasıdır. Gündelik ilişkilerde canlı, neşeli, enerjik bir ses tonu, insanlar üzerinde olumlu etki bırakır.

Yumuşak ve sakin konuşma biçimi çatışmayı önler ve işbirliğini kolaylaştırır.

Monoton konuşma biçimi bıkkınlık yaratır, dikkat dağıtır, ikna edici olmaktan uzaklaştırır,

Sert ve kesin konuşma biçimi, dinleyenlerde savunuculuğa sebep olur ve rahatsızlık doğurur.

Özür diler gibi konuşma biçiminde konuşmacının istekleri kolayca geri çevrilir veya söyledikleri önemsiz olarak görülür.

Ses tonunuzu yukarıdaki hususlara dikkat ederek ve danışanınızın ses tonuna uyum sağlayacak şekilde uyumlayın.

 3.Koçlukta Aktif Varlık Göstermek

Koç, güçlü gözlem yaparak, iyi bir dinleyici olarak, yaratıcılık gücü kullanarak ve güçlü sorular sorarak varlığını aktif bir şekilde göstermelidir.

 3.1.Koçlukta Güçlü Gözlem Yapmak

Bedensellik yasasına göre; İnsanın içinde ne varsa dışına da o yansır. Bu kapsamda koç: Tüm varlığı ile dikkatini danışanının üzerinde toplamış olmalıdır. Duruş ve oturuş pozisyonunun, ses tonunun, bakışlarının ve beden dilinin ne ifade ettiğini, tüm bu saydıklarımızın uyumlu olup olmadığını gözlemlemek ve bunların nedenlerini araştırmakla sorumludur.

Koç, doğru ve zamanında gözlemler yaptığı takdirde etkili sonuçlara ulaşacaktır. Gözlem sırasında koç kendi zihninde şu sorulara cevap bulmak mecburiyetindedir.

Danışan değişime ihtiyaç duyuyor mu? Danışanının durumunu değiştirmek/değiştirmemek isteyen kimdir veya nedir? Problemi yaratan kimdir veya nedir? Durumdan rahatsız olan kimdir veya nedir? Danışanın kararlılığının derecesi nedir?

 3.2.Koçlukta İyi Bir Dinleyici Olmak

İnsanlar, zamanlarının ortalama %70’ini iletişim kurarak, bu sürecin %45’ini de başkalarını dinleyerek geçirir. Genellikle herkes kendisi konuşsun, başkaları onu dinlesin ister. Dinleyerek, karşımızdaki kişiye değer verdiğimizi, onu önemsediğimizi gösteririz. “Etkin dinleme”yapmak, kulağımıza çarpan sözcükleri “duymak” değil, karşılıklı bir “etkileşimdir”. Dinleyen kişi, öncelikle karşısındaki kişinin ihtiyaçlarıyla ilgilidir; o kişinin duygularını ifade etmesini sağlamak, kendi çözümünü bulmasına yardımcı olmak ister.

Etkin dinleme yapmak için, karşımızdaki kişiyi mutlaka yüzüne bakarak ve doğrudan göz teması kurarak dinlemeyi, uygun aralıklarla başımızı sallayarak “anlıyorum”, “evet” gibi ilgi gösteren kısa geri bildirimlerde bulunmayı ve daha uzun aralıklarla karşımızdaki kişinin söylediğinden ne anladığımızı bir cümleyle tekrarlamayı gerektirir.

Geri bildirim, alınan mesajın ardından mesaj ve içeriği hakkında göndericiye sağlanan bilgidir. Örneğin yöneticim hazırladığım raporu çok beğenir ve “Çok güzel fikirler bunlar, hemen satış yöneticimize sunalım” derse; ya da raporla ilgili anlamadığı noktaları bana iletirse, bana geri bildirim vermiş olur. Geri bildirim, iletişimin çift yönlü doğasının gereğidir. Geri bildirim olmadan iletişim kopar.

Etkin dinleme yaparken, karşımızdaki kişinin duygusunu yakaladığımızda bu duyguyla ilgili geri bildirimde bulunmak da çok yararlı olur. Örneğin, şikayet eden birini dinlerken söylenen “Bu durum seni endişelendiriyor…”, “Olanlar canını sıkmış…” gibi bir geri bildirim, karşımızdaki kişiye anlaşıldım duygusu yaşatır ve onu rahatlatır. İyi bir dinleyici, sözel olmayan ifadeleri de etkin kullanabilir; iletişim sırasında göz kontağı kurar, yaklaşır ve yönelir, belirli aralıklarla, karşı tarafa anlaşıldığını hissettirmek için başı ile onaylar. İletişimi, dikkatini vererek değil de, sadece sesiyle katılan biriyle sürdürmeye çalışmak cesaret kırıcı olabilir.

Dinleme bir sanattır.(2) Koç danışanının vizyonunu, değerlerini, amaçlarını anlamak için dinler. Danışanının aslında konuşmak istediği içindeki sesi ortaya çıkarır. Koç, danışanının konuştuğu kelimelerin içerisinde bilinç altına gizlenmiş öğeleri tespit ederek, bu öğeler üzerinden sorular sorarak, farkındalığın ortaya çıkmasına yardımcı olur.

 3.3.Koçlukta Yaratıcı Olmak

Yeni ya da uygun işler üretme becerisi genel olarak yaratıcılık olarak ifade edilmektedir. Yaratıcılık insanları birbirinden ayırt eden etnik köken, kültür, cinsiyet, yaş ve diğer gerçek veya hayali engeller açısından sınır tanımayan evrensel bir fenomendir.(3)

Bu kapsamda danışan ihtiyacı olan tüm cevaplara sahiptir.(4) Ancak koç, danışanın bu cevapları bulabilmesi için yaratıcılık gücünü kullanmalıdır. Yaratıcılık gücü, koçun danışanını keşif yolculuğuna çıkarmasıyla mümkündür. Koç; danışanının yolculuk esnasında keşf ettiği dirençleri ve kördüğüm olmuş noktaları tespit etmesine ve bu dirençleri ve kördüğümleri ortadan kaldırmasında destek olur. Yaratıcılık, koçun iyi bir dinleyici olması ve güçlü sorular sormasıyla mümkündür.

 3.4.Koçlukta Güçlü Sorular Sormak

Soru sormak kişiler arası iletişimin kesilmesine veya devam etmesine sebep olan iletişim modelidir. Yanlış yer ve zamanda, karmaşık ve kapalı halde sorulan sorular iletişimin kesilmesine alıcının kendisini kapatmasına sebep olur. Bununla beraber soruların; doğru yer ve zamanda, açık ve anlaşılır şekilde doğrudan alıcısına iletilmesi halinde, alıcı tarafından doğru şekilde algılanarak cevaplanması sonucunu doğurur. Böylelikle iletişim kesintiye uğramaz.

Bu kapsamda sorular kapalı uçlu ve açık uçlu sorular şeklinde iki türlüdür. Kapalı uçlu sorular cevabı evet veya hayır şeklinde sorulan sorulardır. Açık uçlu sorular danışanı düşünmeye sevk eden basit ama güçlü sorulardır. Kapalı uçlu sorulardan evet veya hayır dışında bir netice elde edilemez. Ancak açık uçlu sorular güçlü sorulardır. Güçlü sorular ile danışan çözülmeye ve içsel anlamda derinlere inmeye başlar.

Koç tarafından yerinde ve zamanında yöneltilecek güçlü sorular danışanın farkındalık seviyesini yükseltir ve karanlıkta kalmış kişisel alanları aydınlatır. Danışanın, psikolojik, fizyolojik ve sosyal ihtiyaçlarının neler olduğunun farkına varmasını sağlar. Güçlü sorular; danışanın bilinçaltını harekete geçiren sorular olmakla beraber sorun teşkil eden davranışların nedenleri gösteren fener gibidir. Güçlü sorular danışanın neyi görebildiğini veya neyi göremediğini gösterir.

Öte yandan içinde “Neden” sorusu olan sorular danışanın savunma mekanizmasını çalıştıracağından içsel yolculuğu engelleyecektir. Bileşik ve karmaşık sorularda danışanları cevap vermeden önce sorunun içeriğini ayrıştırmaya zorlayacağından danışanlar bunu yaparken sorunun içinde kaybolabilirler. Bu nedenle kapalı uıçlu sorular, içinde “Neden” olan sorular ve birleşik-karmaşık sorular sormaktan kaçının.

Koç soruyu sorduktan sonra acele etmeden danışanının düşünmesini ve cevap vermesini beklemelidir. Hatta bazen cevabını bildiğiniz soruları bile sormaktan tereddüt etmeyin. Çünkü sorma sebebiniz sizin cevabı duymanız değil danışanınızın cevabı duyabilmesi ve bundan bir sonuç çıkarabilmesidir.

4.Koçlukta Tarafsızlık

Koç, tarafsızdır. Var olanı olduğu gibi ve hiçbir duygu ve düşüncenin etkisi altında kalmadan kabul etmektir. Nasıl ki bir bahçıvan bir çiçeğin büyümesi için ona toprak sağlayıp, su ve güneş ihtiyacını gidererek ona zarar verecek kötü koşulların ortadan kalkmasını sağladıktan sonra onun büyüyüp gelişmesini, çiçek açmasını beklerken; onun rengine, kokusuna, dallarına, boyuna müdahale etmeye çalışmaz ise işte koçunda aynı şekilde danışanına bu tarzda yaklaşması gerekmektedir.

Koç; şüphelenme, suçlama, disiplin cezalarıyla tehdit etme, başarıyı küçümseme, kişisel zayıflıkları vurgulama, gereksiz eleştirici, öfke ve kızgınlık ile konuşma, tek yönlü iletişim kurma,yardım ihtiyacını görmeme, yardım isteğini reddetme, duygulara kayıtsız kalma, zaman baskısı yaratma, açık ve dürüst olmama, saygı ve nezaketi bırakma, hataları ve başarısızlıkları başkalarının yanında onu rencide edecek şekilde “kişinin kendi algısal alanı ile temasını” engelleyebilecek davranışlardan uzak durmalıdır.

Koç; bütün soruların cevaplarının danışanında ve onun çevresinde veya içinde bulunduğu kültürde olduğunu düşünür. Merkezde koçun teorileri, dünya görüşü, bakış açısı değil, danışanın anlamları, değerleri, kültürü ve bilgeliği vardır. İster bir yetişkin, ister dört yaşındaki bir çocuk olsun, danışanın problemi nasıl anlamlandırdığı, problemin kişide ve çevresinde yarattığı etkileri, bunlarla başa çıkmak için kullandığı becerileri, bunları yaparken korumaya çalıştığı değerleri ve umutları anlaşılmaya çalışılır. Koç, değerlendirme ölçütü de, değerlendirici de danışanının kendisi olduğu gerçeğinden ayrılmayacaktır.

5.Koçlukta Güvenilirlik

Güven dünyanın her yerinde ve herkeste aynı duygunun karşılığıdır. Danışanınız size güvenirse hislerini ve duygularını sizinle paylaşacaktır. Eğer bu güven ortamı sağlayamazsanız, hiç bir görüşmenin başarıya ulaşması mümkün değildir. Güveni tesis etmek için “Empatik Uyum” sürecini dikkatle çalıştırmanız gereklidir. Çünkü sağlamaya çalıştığınız “Güven” ilk beş dakika içerisinde danışanınıza kendisini hissettirir.

6.Koçlukta Gizlilik

Koç, danışanlarından kendisine gelen her türlü bilgiyi kişinin mahremiyete saygı kapsamında saklı tutmak zorundadır.

Ancak hukuk karşısında suç unsuru teşkil eden durumlarda:

1. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Özel Hükümler” başlıklı 2. kitabının “Adliyeye Karşı Suçlar” başlığını taşıyan 4. bölümü içerisinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda;

(a) “Suçu bildirmeme” başlığını taşıyan TCK maddesi 278 uyarınca;

1. İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

2. İşlenmiş olmakla birlikte, sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması hâlen mümkün bulunan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır” hükmü amirdir.

(b) TCK 35’inci maddesinde “genel hükümler” arasında düzenlenen “Suça Teşebbüs” konusunda da hassas davranılması gerektiği değerlendirilmiştir.

Yani burada esas olan her şart dahilinde kişinin mahremiyeti gizli tutulacaktır. Ancak istisnai durumum ise danışanının suç işlemiş olduğunu veya suça teşebbüs ettiğini bildirme halidir. Bu durumda danışan ile yapılan sözleşmelerde konuya ilişkin bir madde bulunması ve bu hususun danışana mutlaka sözlü olarak hatırlatılması ve imza altına alınmış olması koçun ve danışanının hukukunu koruma anlamında önem arz etmektedir.

7.Koçlukta Araştırıcılık

Koç, aklın yol göstericiliğinde bilgili bir yol tutmayı seçen kişidir. Akıl ve tecrübe ile elde ettiği bilgiler ve bu bilgilerin verdiği güçle, çevresine enerji veren kişidir. Bu anlamda iyi bir koç aynı zamanda iyi bir araştırıcıdır.

Koç, koçluk alanında faaliyet gösteren ulusal ve uluslar arası organizasyonlar ile bu alanda isim yapmış kişilerle diyalog içerisinde olmalıdır. Bu kapsamda elde ettiği bilgileri uygulamaya geçirmelidir. Koç, değişimi önce kendinde yaşamalı ve yaratıcılık gücünü ortaya çıkaracak enerji noktalarını kendisi bulmalıdır.

Koç, psikoloji ve sosyoloji bilimi ile kişisel gelişim konuları başta olmak üzere konusu ile ilgili ulusal ve uluslar arası yapılan yayımları takip etmek, okumak ve kendini geliştirmekten sorumludur.

(1) Etkin İletişim, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE), ftp://ftp.iyte.edu.tr/pub/sunum/insan_iliskileriveofke-verilecekler/etkin_ile%5B1%5D…pdf, 18.04.2019

(2) Optimal Koçluk Temel Bilgi ve Becerileri Çalışma Kitabı, age, s. 15.

(3) İlhan Yalçın, Nilüfer Voltan-Acar, Candan Erçetin’in Seslendirdiği Şarkıların Gestalt Terapi Açısından Değerlendirilmesi, Dokuz Eylül Ünv.Buca Eğitim Fak. Dergisi, Dergi Park Akademik Yayın Sitesi, 2006, s.1.

(4) Optimal Koçluk Temel Bilgi ve Becerileri Çalışma Kitabı, age, s. 14.

adminKoçluk Nasıl Yapılır
Daha Fazlası

Koçluğun Tarihçesi

No comments

Antik çağdan günümüze kadar Sokrates, Platon, Aristo, Descartes, İbni Sina, İbni Haldun gibi bilgeliği ile insanlığın yolunu aydınlatan ve onlara rehberlik yapan kişilikler ortaya çıkmış ve içinde bulunduğu zamana göre filozof, öğretmen, hoca gibi sıfatlar ile isimlendirilmişlerdir. Bu kişilikler, bulundukları dönemler ve yüklendikleri misyonlar nedeniyle “İnsan Rehberliği” yaparak büyük insan topluluklarını etkileri altına alan toplumsal hareket olarak ve insanlığın gelişimine önemli katkılar sunmuşlardır. Yunanlı felsefeci Herakleitos’un dediği gibi “Değişmeyen Tek Şey Değişimin Kendisidir” sözü gibi “İnsan Rehberliği” de zaman içerisinde değişime uğramıştır.

Söz konusu rehberlik, insan topluluklarını etkisi altına alan toplumsal bir hareketten bireysel bir harekete dönüşmüş ve 1800 lü yıllardan günümüze Coach (İngilizce) / Koç (Türkçe) olarak tabir edilen meslek grubu haline gelmiştir. Hatta bu bireysel hareket, bireyin ihtiyaçlarına göre daha da şekillenmiş ve “Yaşam Koçluğu”, “Öğrenci Koçluğu”, “Yönetici Koçluğu”, “Sporcu Koçluğu” gibi isimlerle profesyonelliğini pekiştirmiştir.

Koç kelimesinin ise 16. yüzyılda Avrupa’da insanların bir noktadan diğerine taşınması için kullanılan araçların ilk yapıldığı yer olan Macaristan’ın “Kosci” kasabasından geldiği iddia edilmektedir. Günümüzde kısa mesafelerde yolcu taşıyan araçlara “bus” yani otobüs denilirken, daha uzun mesafelerde kullanılan araçlar için hale “coach” sözcüğü kullanılması da kelimenin kaynağının ve kullanım şeklinin doğru olduğunu göstermektedir. Bu nedenle etimolojik olarak İngiliz dil ailesine ait olan “coach” kelimesinden türetilmiştir. 

1800 yılların başından itibaren de “coach/koç” kelimesi özellikle spor alanında yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.

ABD’de, 1980’lerde, Thomas J. Leonard (1955-2003) adlı mali bir danışman, müşterilerinin kendilerine sadece finansal durumlarını görüşmek için gelmediklerini; hatta finansal durumlarının, bu kişilerin diğer sorunlarının yalnızca küçük bir parçası olduğunu fark etmiştir. Sonrasında Leonard kendisine “Coach” adını vererek, yaşam danışmanlığı yapmaya başlamıştır. Leonard “Koçluk” metodolojisi oluşturmayı müteakip 1995 yılında Uluslararası Koçluk Federasyonu’nu (The International Coach Federation (ICF)) kurmuştur.1

Avrupa’da ise John Whitmore (1937–2017), Alan Fine ve Graham Alexander isimli kişilerin öncülüğünde koçluk gelişerek yayılmıştır. Bu kişiler yaratıcısı bilinmeyen ancak başarılı koçluk modellerinden biri olan “GROW Modeli”2 nin ortak geliştiricileri olarak bilinirler. John Whitmore aynı zamanda David Clutterbuck, Eric Parsloe, David Megginson, Julie Hay, Bob Garvey ve Liz Boredon ile birlikte 2002 yılında Avrupa Mentorluk ve Koçluk Derneği’ni (The European Mentoring and Coaching Council (EMCC)) kurmuşlardır.3

Türkiye’de Koçluk, Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) tarafından Aralık 2018 tarihinde “Meslek” olarak tanınmış, bu kapsamda “Ulusal Meslek Standardı”4 adı altında “Koç”luk mesleğine ulusal standartlarda devlet tarafından resmiyet kazandırılmıştır.

Bu anlamda koçluk; çocukluktan yetişkinliğe kadar toplumun tüm kesimleri ve meslek sahipleri tarafından yaşamlarında farkındalık, başarı, mutluluk elde etmek maksadıyla kullanılan ve destek alınan bir meslek türü haline gelmiştir.

1ICF profesyonel koçluğa adanmış kar amacı gütmeyen bir organizasyondur. Koçluk mesleğinde mesleki standartlar için dünya çapında kampanyalar yapmakta ve profesyonel koçlara ve antrenör eğitim programlarına bağımsız sertifikalandırma sunmaktadır. ICF’in Nisan 2017 itibariyle 140 ülkede yaklaşık 30.000 üyesi bulunmaktadır. http://www.wikizero.biz/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvVGhvbWFzX0ouX0xlb25hcmQ 15.04.2019

2GROW Modeli: İngiltere’de geliştirilen hedef belirleme ve problem çözme için basit bir yöntemdir. 1980’lerin sonunda ve 1990’ların sonunda kurumsal koçlukta yoğun bir şekilde kullanılmıştır. Max Landsberg daha sonra GROW’u The Tao of Coaching adlı kitabında anlatmıştır. Diğer benzer modeller arasında aile terapisinde ve Gabriele Oettingen’in WOOP modelinde işbirliğine yardımcı yardımcı haritalar yer almaktadır. Jonathan Passmore ve Stefan Cantore, felsefi yönlerini keşfetme potansiyelini dışladığını iddia ederek, GROW’un spor veya ticaret alanlarında çalışmak için uygun olabileceği tezini ileri sürmüşlerdir. http://www.wikizero.biz/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvR1JPV19tb2RlbA 15.04.2019

3EMCC koçluk ve mentorluk profesyonel akreditasyonunun yanı sıra koçluk ve mentorluk mesleğine ve üyelerine destek ve rehberlik sağlamaktadır. Mesleği hem Avrupa Birliği içinde hem de küresel olarak temsil etmeye öncülük eden az sayıdaki küresel koçluk endüstrisi kuruluşundan biridir. ICF gibi EMCC’de çok sayıda Avrupa kuruluşunun (özel ve kamu sektörü) akreditasyonlarını, etik kurallarını ve çerçevelerini koçluk ve mentorluk için çalıştığı ve/veya tanıdığı kurumdur. Aralık 2018 itibariyle 61 ülkede 6.000’in üzerinde üyesi vardır.15.04.2019 https://www.emccouncil.org/about_emcc/history/from_1992_until_now/ ; http://www.wikizero.biz/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvRXVyb3BlYW5fTWVudG9yaW5nX2FuZF9Db2FjaGluZ19Db3VuY2ls

4“Ulusal Meslek Standardı” Meslek: Koç, (Seviye-6, Ref.Kodu:13UMS0318-6) T.C. Resmi Gazete, 06.12.2018 tarih ve 30617 sayılı Mükerrer.

adminKoçluğun Tarihçesi
Daha Fazlası