Birlikten Kuvvet Doğar

No comments

Ülkemizde, son birkaç yıldan beri insanlar çeşitli gerekçelerle ayrışmaya ve birbirine tahammül edememeye başladı.

Siyaset; kendisini destekleyenlerin düşünme ve sorgulama yetisini onların ellerinden almaktadır.

Bunun için manupilasyon teknikleri kullanılmaktadır. Şöyle ki;

Sosyal deneylerde olduğu gibi bir kısım insan topluluğuna: Herkes alkışlıyorsa, bende alkışlamalıyım, herkes kızıyorsa bende kızmalıyım, herkes ne yapıyorsa bende yapmalıyım ki hem içinde bulunduğum topluma aykırı düşmeyeyim hem de herhalde doğrusu buymuş, benim aklım zaten yetmez dedirtilmekte.

Bu manuplasyon tekniği uygulanırken aynı zamanda “Aykırı fikir beyan eden vatan hainidir” algısı ile bir kesimin düşünme yetisi ellerinden alınarak, Stockholm Sendrom’u ile kendilerine âşık ettiriliyor maalesef.

Oysa ki o topluluk içinde alkışı bir kişinin başlattığı, o topluluk içinde bağırarak küfür etmeyi bir kişinin başlattığı yani toplumsal hareketliliği aslında bir kişinin başlattığı ve çevresindeki güruhunda ona itaat ettiği gerçeğinin farkında bile değillerdir.

İtaat et rahat et cümlesi ile düşünme devre dışı bırakılmıştır.

Öte yandan din ile akıl bilinçli bir şekilde ayrı yollara sürüklenmektedirler. Bilinç devre dışı bırakılarak; Hz.İbrahim’in evreni sorgulayarak akıl yolu ile Yaratıcı’yı bulduğu ve Kurʼân­ı Kerîmʼin 137 yerinde Yüce Allah’ın “Hiç akıl erdirmez misiniz?” gibi sorular ile insanlığı düşünmeye davet ettiği gerçeği perdelenmektedir.

Bununla birlikte inançlı kesim kendisi ile aynı inanç ekseninde olmayanlara, dinsiz yaftası vurmaya çalışırken toplumu ötekileştirme ve ayrıştırma akımına su taşımaya devam etmektedir.

Adalet ve vicdan kavramları adeta hurda makinasında preslenerek çöp konveyöründe talimatla yürütülmeye zorlanmaktadır.

Toplumsal ve bireysel hak arayışı içinde olanlar görmezlikten gelinmekte, insanlığın bugüne kadar türlü mücadeleler ile getirdiği adalet kavramı yok sayılmakta, insani değerler yerle yeksan edilmektedir.

Sivil toplum kuruluşları arasında kendinden olanlar için mensupluk kavramı çok şey ifade ederken, çok seslilik sanki arkaik bir kavram muamelesi görmektedir.

Sosyal bir insan olarak sağlıklı yaşamanın temel kavramlarından biri olan aidiyet duygusunu meslek kuruluşları ve dahası dini ve/veya dini olmayan sivil toplum kuruluşları aracılığı ile doyurmaya çalışanları bile kendisinden olmadıkları için öteki muamelesine tabi olmaktadır.

Oysa ki bir ülkede ne kadar farklı düşünce-fikir var ve bunlar konuşulabiliyor ise o yerde insanlığın sağlıklı ilerlediği gerçeği göz ardı edilmektedir.

Bununla birlikte milliyetçilik ve vatanperverlik kavramlarının içleri boşaltılarak, kendilerini en çok alkışlayanların en büyük vatanperver ve milliyetçi olduğu söylemleri sloganlaştırıldı. Dün ağıza alınmayacak galiz hakaretlerle siyaset yapanlar bugün birbirlerine el ense çekerken, arkalarından sürükledikleri topluluğa demek ki iki yüzlü olmakta sıkıntı yok mesajı vermekten çekinmediler.

Farklı siyasal görüşe sahip vatandaşlarımızın da ülkesini sevdiği ve onun için her türlü fedakarlığı yapabileceği gerçeğinin görmezlikten gelinmesi bir tarafa onları vatan hainliği ile bir tutma gafletini gösteren bir akım bütün değerlerimizi ayaklar altında ezerek hepimizi dolu dizgin ayrıştırmaktadır.

Bu akım maalesef Türk Milliyetçisiyim diyen bir kesimi, hakimiyeti altında yaşadığı Türkiye Cumhuriyeti’nin yani 17 nci Türk Devleti’nin kurucusuna şuursuzca hakaret ettirmektedir. Bu ne yaman çelişki anne…

İnanç meselesinden, kadın cinayetlerine, taciz ve tecavüzden, vergiden kaçınmaya gibi kendinden olmayanların ayırıma tutulduğu örnekleri çoğaltabiliriz ama mesele üzüm yemekse teferruatta boğulmaya gerek yok.

Sonuç olarak ayrışıyoruz bu da yetmezmiş gibi ayrıştırdıklarımıza tahammül edemez hale geliyoruz.

Bu durum ülkemizi daha derin ve çözümü imkânsız problemlerle karşı karşıya bırakacaktır.

Gelin canlar bir olalım.

Siyaseti her kesimi kucaklayarak yapalım,

Başkasının inancını sorgularken “Kalbini Yarıp Baktın mı?” sorusunu aklımızdan çıkarmadan hoşgörü ile aklı hakim kılalım,

Kendimiz gibi inanmayanı düşman ilan etmeyip, Yaradan’dan ötürü yaratılanı hoş görelim,

Adaleti birilerine değil herkese verelim,

Milliyetçilik ve vatanperverlikte görevini en iyi yapanın, vatanını en çok sevdiği gerçeğini haykıralım,

Güzel ülkemin saygıdeğer insanları; binlerce yıldan beri birikimimiz ve zenginliğimiz olan ve dört bir yanına yaydığımız hoşgörümüzü; bilimsel, kültürel, ahlakî, dini ve vicdani birikimimiz ile yeniden birleştirelim.

Gelin Canlar Bir Olalım… 

Murat Bastem

29 Temmuz 2020

Ankara

adminBirlikten Kuvvet Doğar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir