Koçluk Nasıl Yapılır

No comments

Büyüme ve gelişme potansiyelinin farkında olan ve farklı nedenlerden dolayı mevcut durumunun değişmesini isteyen ve profesyonel destek almak isteyen insanlar, koçluk hizmeti almak için arayışa girerler.

Bu kapsamda koç; kendisine başvuran danışanlarının, sorunlarını çözebilecek yeterli kaynaklara sahip olduklarına inanarak onlarla iletişim kurmalıdır. Koç kendi varlığını sadece koçluk yaparak sunarken, diğer tüm özelliklerini bir kenara bırakmalı ve tamamen danışanına odaklanmalıdır. Böylece koç ile danışan arasında; danışanın potansiyelini en üst seviyeye çıkarabilmesini amaçlayan pozitif yönde bir etkileşim oluşur. Koç, uygun ortamda, danışanına kendini uyumlayarak, varlığını aktif bir şekilde ortaya koyarak, tarafsız, güven ve gizlilik esaslı, araştırıcı özellikleri ile bu etkileşimi sağlamaktan sorumludur.

 1.Koçlukta Uygun Ortam

 1.1.Uygun Yer

İletişim sırasında bulunulan yer ve şartlar, iletişimi büyük ölçüde etkiler. Danışana, rahat konuşabileceği duygusunu uyandıran bir atmosfer yaratın. Kendini baskı altında hissetmesine sebep olmayın. Danışanınızdan en az yarım saat önce görüşme yapılacak mekana giderek ortam düzenlemesini yapın.

Örneğin; danışan, çevremde yanlış algılanırım endişesi taşıyor ise bu endişesini kaygıya dönüştürecek mekan seçimi danışana kötü bir sürpriz olur ve kendisini iletişime kapatır. Danışan ile onun kendisini rahat hissedebileceği bir ortamda görüşme yapılması zorunludur.

Öte yandan bulunduğunuz ortamda elinizdeki kalemle oynamak, kağıtları karıştırmak gibi dikkat dağıtıcı davranışlardan kaçının. Dışarıdan gelen sesi önlemek için varsa kapıyı kapatın veya gürültü çıkartan bir makine varsa uzaklaşın.

 1.2.Uygun Zaman

Zamanlama, seçilen ortam kadar önemli bir faktördür. Yapılacak görüşmeden sonra bir yere yetişme kaygısı taşıyan danışan, görüşme süresince bu kaygının baskısı altında olacak ve bu baskı nedeniyle dikkatini toplamakta zorluk çekecektir. Bu nedenle buluşma zamanının tespitinde bu konunun danışana hatırlatılmasında yarar vardır.

Sosyal alanlarda yapılacak seansların, iş ve insan yoğunluğun az olduğu saatlerde; örneğin sabah 9:30 ile 11:30 arası, öğlenden sonra 14:00 ile 16:00 saatleri arasındaki zaman dilimi içinde gerçekleştirilmesi uygun olacaktır.

 1.3.Uygun Mesafe

Kişiler arasında bulunan mesafe, insanların birbirlerine verdikleri önem ve diğer kişiye göre kendilerini konumlandırdıkları yer konusunda bilgi veren en temel belirleyicidir. Mesafe, öneminin farkında olanlar tarafından kontrol edilebilen bir iletişim ögesidir. Mesafe, bütün ilişkilerde duygusal belirleyici rolündedir.

Bu nedenle danışan ile aradaki mesafe ne çok yakın ve de çok uzak olmamalıdır. Çok yakın olmamalıdır. Çünkü yakınlık samimiyet göstergesidir. Danışanınıza yakın oturarak onun rahatsızlık duymasına neden olmayın. Çok uzak durarak ondan gelen verileri algılamakta geç kalmayın. Danışanı tekrarlamak zorunda bırakmayın.

 2.Koçlukta Empatik Uyumlanma (1)

Uygun yer ve ortamda, uygun zamanda ve uygun mesafede; danışanımızın beden diline (duruş, oturuş, jest ve mimikleri), ses tonuna kendimizi uyumlama sürecidir. Danışanımıza değer verdiğimizi ve onu anladığımızı göstermiş oluruz. Bunun sonucunda danışanımız bizimle iletişim kurma noktasında daha istekli olur ve bize daha açık davranır.

 2.1.Beden Diline Uyum

Zihin yasalarından biriside “Bedensellik” yasasıdır. Bu yasaya göre insanın içinde ne varsa dışarıya da o yansır. Bu anlamda beden dilimiz biz sustuğumuzda da konuşmaya devam eder. İletişim kurarken hem kulaklarımızla, hem de gözlerimizle karşı tarafı dinlemeliyiz.

İnsan, çoğunlukla farkında olmaksızın, beden dilini son derece etkili olarak kullanır; ancak bedenini, kelimeleri kontrol ettiği gibi kontrol edemez. Bedenimiz, olaylara ve durumlara kaşı daha fazla “kendiliğinden” tepki verir. Gerçek duygu ve düşüncelerimizi kelimelerin arkasına gizlemek mümkün olabilir ancak beden dilimizi gizlemek mümkün değildir. Duygu ve düşüncelerin anlaşılmasında kelimeler değil, beden esastır.

Bu nedenle empatik uyumlama sürecinde danışanın; beden duruşunu, mimiklerini, bakışını, oturma biçimini, bacaklarını ve ayaklarını kullanım biçimini kopyalayarak iletişime başlamamız gerekmektedir. Bu tarz yaklaşım, danışan ile aynı düşündüğümüz, eşit seviyede olduğumuz ve sen-ben ilişkisine hazır olduğumuzu gösterir. Güven duygusunu pekiştirir.

 2.2.Ses Tonuna Uyum

Ses tonu, iletişimin çok önemli bir parçasıdır. Gündelik ilişkilerde canlı, neşeli, enerjik bir ses tonu, insanlar üzerinde olumlu etki bırakır.

Yumuşak ve sakin konuşma biçimi çatışmayı önler ve işbirliğini kolaylaştırır.

Monoton konuşma biçimi bıkkınlık yaratır, dikkat dağıtır, ikna edici olmaktan uzaklaştırır,

Sert ve kesin konuşma biçimi, dinleyenlerde savunuculuğa sebep olur ve rahatsızlık doğurur.

Özür diler gibi konuşma biçiminde konuşmacının istekleri kolayca geri çevrilir veya söyledikleri önemsiz olarak görülür.

Ses tonunuzu yukarıdaki hususlara dikkat ederek ve danışanınızın ses tonuna uyum sağlayacak şekilde uyumlayın.

 3.Koçlukta Aktif Varlık Göstermek

Koç, güçlü gözlem yaparak, iyi bir dinleyici olarak, yaratıcılık gücü kullanarak ve güçlü sorular sorarak varlığını aktif bir şekilde göstermelidir.

 3.1.Koçlukta Güçlü Gözlem Yapmak

Bedensellik yasasına göre; İnsanın içinde ne varsa dışına da o yansır. Bu kapsamda koç: Tüm varlığı ile dikkatini danışanının üzerinde toplamış olmalıdır. Duruş ve oturuş pozisyonunun, ses tonunun, bakışlarının ve beden dilinin ne ifade ettiğini, tüm bu saydıklarımızın uyumlu olup olmadığını gözlemlemek ve bunların nedenlerini araştırmakla sorumludur.

Koç, doğru ve zamanında gözlemler yaptığı takdirde etkili sonuçlara ulaşacaktır. Gözlem sırasında koç kendi zihninde şu sorulara cevap bulmak mecburiyetindedir.

Danışan değişime ihtiyaç duyuyor mu? Danışanının durumunu değiştirmek/değiştirmemek isteyen kimdir veya nedir? Problemi yaratan kimdir veya nedir? Durumdan rahatsız olan kimdir veya nedir? Danışanın kararlılığının derecesi nedir?

 3.2.Koçlukta İyi Bir Dinleyici Olmak

İnsanlar, zamanlarının ortalama %70’ini iletişim kurarak, bu sürecin %45’ini de başkalarını dinleyerek geçirir. Genellikle herkes kendisi konuşsun, başkaları onu dinlesin ister. Dinleyerek, karşımızdaki kişiye değer verdiğimizi, onu önemsediğimizi gösteririz. “Etkin dinleme”yapmak, kulağımıza çarpan sözcükleri “duymak” değil, karşılıklı bir “etkileşimdir”. Dinleyen kişi, öncelikle karşısındaki kişinin ihtiyaçlarıyla ilgilidir; o kişinin duygularını ifade etmesini sağlamak, kendi çözümünü bulmasına yardımcı olmak ister.

Etkin dinleme yapmak için, karşımızdaki kişiyi mutlaka yüzüne bakarak ve doğrudan göz teması kurarak dinlemeyi, uygun aralıklarla başımızı sallayarak “anlıyorum”, “evet” gibi ilgi gösteren kısa geri bildirimlerde bulunmayı ve daha uzun aralıklarla karşımızdaki kişinin söylediğinden ne anladığımızı bir cümleyle tekrarlamayı gerektirir.

Geri bildirim, alınan mesajın ardından mesaj ve içeriği hakkında göndericiye sağlanan bilgidir. Örneğin yöneticim hazırladığım raporu çok beğenir ve “Çok güzel fikirler bunlar, hemen satış yöneticimize sunalım” derse; ya da raporla ilgili anlamadığı noktaları bana iletirse, bana geri bildirim vermiş olur. Geri bildirim, iletişimin çift yönlü doğasının gereğidir. Geri bildirim olmadan iletişim kopar.

Etkin dinleme yaparken, karşımızdaki kişinin duygusunu yakaladığımızda bu duyguyla ilgili geri bildirimde bulunmak da çok yararlı olur. Örneğin, şikayet eden birini dinlerken söylenen “Bu durum seni endişelendiriyor…”, “Olanlar canını sıkmış…” gibi bir geri bildirim, karşımızdaki kişiye anlaşıldım duygusu yaşatır ve onu rahatlatır. İyi bir dinleyici, sözel olmayan ifadeleri de etkin kullanabilir; iletişim sırasında göz kontağı kurar, yaklaşır ve yönelir, belirli aralıklarla, karşı tarafa anlaşıldığını hissettirmek için başı ile onaylar. İletişimi, dikkatini vererek değil de, sadece sesiyle katılan biriyle sürdürmeye çalışmak cesaret kırıcı olabilir.

Dinleme bir sanattır.(2) Koç danışanının vizyonunu, değerlerini, amaçlarını anlamak için dinler. Danışanının aslında konuşmak istediği içindeki sesi ortaya çıkarır. Koç, danışanının konuştuğu kelimelerin içerisinde bilinç altına gizlenmiş öğeleri tespit ederek, bu öğeler üzerinden sorular sorarak, farkındalığın ortaya çıkmasına yardımcı olur.

 3.3.Koçlukta Yaratıcı Olmak

Yeni ya da uygun işler üretme becerisi genel olarak yaratıcılık olarak ifade edilmektedir. Yaratıcılık insanları birbirinden ayırt eden etnik köken, kültür, cinsiyet, yaş ve diğer gerçek veya hayali engeller açısından sınır tanımayan evrensel bir fenomendir.(3)

Bu kapsamda danışan ihtiyacı olan tüm cevaplara sahiptir.(4) Ancak koç, danışanın bu cevapları bulabilmesi için yaratıcılık gücünü kullanmalıdır. Yaratıcılık gücü, koçun danışanını keşif yolculuğuna çıkarmasıyla mümkündür. Koç; danışanının yolculuk esnasında keşf ettiği dirençleri ve kördüğüm olmuş noktaları tespit etmesine ve bu dirençleri ve kördüğümleri ortadan kaldırmasında destek olur. Yaratıcılık, koçun iyi bir dinleyici olması ve güçlü sorular sormasıyla mümkündür.

 3.4.Koçlukta Güçlü Sorular Sormak

Soru sormak kişiler arası iletişimin kesilmesine veya devam etmesine sebep olan iletişim modelidir. Yanlış yer ve zamanda, karmaşık ve kapalı halde sorulan sorular iletişimin kesilmesine alıcının kendisini kapatmasına sebep olur. Bununla beraber soruların; doğru yer ve zamanda, açık ve anlaşılır şekilde doğrudan alıcısına iletilmesi halinde, alıcı tarafından doğru şekilde algılanarak cevaplanması sonucunu doğurur. Böylelikle iletişim kesintiye uğramaz.

Bu kapsamda sorular kapalı uçlu ve açık uçlu sorular şeklinde iki türlüdür. Kapalı uçlu sorular cevabı evet veya hayır şeklinde sorulan sorulardır. Açık uçlu sorular danışanı düşünmeye sevk eden basit ama güçlü sorulardır. Kapalı uçlu sorulardan evet veya hayır dışında bir netice elde edilemez. Ancak açık uçlu sorular güçlü sorulardır. Güçlü sorular ile danışan çözülmeye ve içsel anlamda derinlere inmeye başlar.

Koç tarafından yerinde ve zamanında yöneltilecek güçlü sorular danışanın farkındalık seviyesini yükseltir ve karanlıkta kalmış kişisel alanları aydınlatır. Danışanın, psikolojik, fizyolojik ve sosyal ihtiyaçlarının neler olduğunun farkına varmasını sağlar. Güçlü sorular; danışanın bilinçaltını harekete geçiren sorular olmakla beraber sorun teşkil eden davranışların nedenleri gösteren fener gibidir. Güçlü sorular danışanın neyi görebildiğini veya neyi göremediğini gösterir.

Öte yandan içinde “Neden” sorusu olan sorular danışanın savunma mekanizmasını çalıştıracağından içsel yolculuğu engelleyecektir. Bileşik ve karmaşık sorularda danışanları cevap vermeden önce sorunun içeriğini ayrıştırmaya zorlayacağından danışanlar bunu yaparken sorunun içinde kaybolabilirler. Bu nedenle kapalı uıçlu sorular, içinde “Neden” olan sorular ve birleşik-karmaşık sorular sormaktan kaçının.

Koç soruyu sorduktan sonra acele etmeden danışanının düşünmesini ve cevap vermesini beklemelidir. Hatta bazen cevabını bildiğiniz soruları bile sormaktan tereddüt etmeyin. Çünkü sorma sebebiniz sizin cevabı duymanız değil danışanınızın cevabı duyabilmesi ve bundan bir sonuç çıkarabilmesidir.

4.Koçlukta Tarafsızlık

Koç, tarafsızdır. Var olanı olduğu gibi ve hiçbir duygu ve düşüncenin etkisi altında kalmadan kabul etmektir. Nasıl ki bir bahçıvan bir çiçeğin büyümesi için ona toprak sağlayıp, su ve güneş ihtiyacını gidererek ona zarar verecek kötü koşulların ortadan kalkmasını sağladıktan sonra onun büyüyüp gelişmesini, çiçek açmasını beklerken; onun rengine, kokusuna, dallarına, boyuna müdahale etmeye çalışmaz ise işte koçunda aynı şekilde danışanına bu tarzda yaklaşması gerekmektedir.

Koç; şüphelenme, suçlama, disiplin cezalarıyla tehdit etme, başarıyı küçümseme, kişisel zayıflıkları vurgulama, gereksiz eleştirici, öfke ve kızgınlık ile konuşma, tek yönlü iletişim kurma,yardım ihtiyacını görmeme, yardım isteğini reddetme, duygulara kayıtsız kalma, zaman baskısı yaratma, açık ve dürüst olmama, saygı ve nezaketi bırakma, hataları ve başarısızlıkları başkalarının yanında onu rencide edecek şekilde “kişinin kendi algısal alanı ile temasını” engelleyebilecek davranışlardan uzak durmalıdır.

Koç; bütün soruların cevaplarının danışanında ve onun çevresinde veya içinde bulunduğu kültürde olduğunu düşünür. Merkezde koçun teorileri, dünya görüşü, bakış açısı değil, danışanın anlamları, değerleri, kültürü ve bilgeliği vardır. İster bir yetişkin, ister dört yaşındaki bir çocuk olsun, danışanın problemi nasıl anlamlandırdığı, problemin kişide ve çevresinde yarattığı etkileri, bunlarla başa çıkmak için kullandığı becerileri, bunları yaparken korumaya çalıştığı değerleri ve umutları anlaşılmaya çalışılır. Koç, değerlendirme ölçütü de, değerlendirici de danışanının kendisi olduğu gerçeğinden ayrılmayacaktır.

5.Koçlukta Güvenilirlik

Güven dünyanın her yerinde ve herkeste aynı duygunun karşılığıdır. Danışanınız size güvenirse hislerini ve duygularını sizinle paylaşacaktır. Eğer bu güven ortamı sağlayamazsanız, hiç bir görüşmenin başarıya ulaşması mümkün değildir. Güveni tesis etmek için “Empatik Uyum” sürecini dikkatle çalıştırmanız gereklidir. Çünkü sağlamaya çalıştığınız “Güven” ilk beş dakika içerisinde danışanınıza kendisini hissettirir.

6.Koçlukta Gizlilik

Koç, danışanlarından kendisine gelen her türlü bilgiyi kişinin mahremiyete saygı kapsamında saklı tutmak zorundadır.

Ancak hukuk karşısında suç unsuru teşkil eden durumlarda:

1. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Özel Hükümler” başlıklı 2. kitabının “Adliyeye Karşı Suçlar” başlığını taşıyan 4. bölümü içerisinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda;

(a) “Suçu bildirmeme” başlığını taşıyan TCK maddesi 278 uyarınca;

1. İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

2. İşlenmiş olmakla birlikte, sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması hâlen mümkün bulunan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır” hükmü amirdir.

(b) TCK 35’inci maddesinde “genel hükümler” arasında düzenlenen “Suça Teşebbüs” konusunda da hassas davranılması gerektiği değerlendirilmiştir.

Yani burada esas olan her şart dahilinde kişinin mahremiyeti gizli tutulacaktır. Ancak istisnai durumum ise danışanının suç işlemiş olduğunu veya suça teşebbüs ettiğini bildirme halidir. Bu durumda danışan ile yapılan sözleşmelerde konuya ilişkin bir madde bulunması ve bu hususun danışana mutlaka sözlü olarak hatırlatılması ve imza altına alınmış olması koçun ve danışanının hukukunu koruma anlamında önem arz etmektedir.

7.Koçlukta Araştırıcılık

Koç, aklın yol göstericiliğinde bilgili bir yol tutmayı seçen kişidir. Akıl ve tecrübe ile elde ettiği bilgiler ve bu bilgilerin verdiği güçle, çevresine enerji veren kişidir. Bu anlamda iyi bir koç aynı zamanda iyi bir araştırıcıdır.

Koç, koçluk alanında faaliyet gösteren ulusal ve uluslar arası organizasyonlar ile bu alanda isim yapmış kişilerle diyalog içerisinde olmalıdır. Bu kapsamda elde ettiği bilgileri uygulamaya geçirmelidir. Koç, değişimi önce kendinde yaşamalı ve yaratıcılık gücünü ortaya çıkaracak enerji noktalarını kendisi bulmalıdır.

Koç, psikoloji ve sosyoloji bilimi ile kişisel gelişim konuları başta olmak üzere konusu ile ilgili ulusal ve uluslar arası yapılan yayımları takip etmek, okumak ve kendini geliştirmekten sorumludur.

(1) Etkin İletişim, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE), ftp://ftp.iyte.edu.tr/pub/sunum/insan_iliskileriveofke-verilecekler/etkin_ile%5B1%5D…pdf, 18.04.2019

(2) Optimal Koçluk Temel Bilgi ve Becerileri Çalışma Kitabı, age, s. 15.

(3) İlhan Yalçın, Nilüfer Voltan-Acar, Candan Erçetin’in Seslendirdiği Şarkıların Gestalt Terapi Açısından Değerlendirilmesi, Dokuz Eylül Ünv.Buca Eğitim Fak. Dergisi, Dergi Park Akademik Yayın Sitesi, 2006, s.1.

(4) Optimal Koçluk Temel Bilgi ve Becerileri Çalışma Kitabı, age, s. 14.

adminKoçluk Nasıl Yapılır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir